Ankara Sanat Galerisi ve Müzayede Evi, Başkentte bir ilki gerçekleştirerek “İslam Sanatı eserlerinin yer aldığı “Medeniyetimizin İzinde” isimli ilk sergisiyle sanatseverlere “merhaba” diyecek.

Genç işadamlarından Eyüp Gökhan Özekin ve Avukat Mehmet Emin Ekmen tarafından Ankara’ya kazandırılan İslam Sanatları eserlerinin sergileneceği galeri, başkentin en seçkin semtlerinden Çayyolu Ümitköy’de açılıyor!

1 Ocak ile 28 Şubat 2018 tarihleri arasında “Medeniyetimizin İzinde” projesi ile ilk sergisini sanatseverlerle buluşturacak olan galeri ve müzayede evi, Başbakanlık Tanıtım Fonu tarafından desteklenirken Vakıfbank, Ziraat Bankası ile Türk Telekom gibi seçkin kuruluşlar da sağladıkları katkılarla bu eşsiz sergiyi, bir katalogla taçlandırıyor.

İLKLERİN SERGİSİ

Zengin tarihi ve kültürel mirasıyla da önemli bir merkez olan Ankara; maalesef bu güne kadar İslam Sanatı eserlerini yeterince yansıtabildiği söylenemez. Kamu ve özel sektör müzeciliği tarafından uzun süre ihmal edilmiş bu alandaki eksikliği gidermek amacıyla Ankara Sanat Galerisi, ticari kaygılardan uzak, idealist bir motivasyonla Cumhuriyetimizin başkentinde İslam Sanat Eserleri alanında yeni bir sayfa açıyor.

Galeri, Ankara tarihinin en büyük karma İslam Eserleri sergisi ile de ilk adımı atıyor.

Ankara Sanat Galerisi ve Müzayede Evinin açılışı vesilesi ile Osmanlı Padişah Fermanları, Eski ve Yeni Hat Eserleri, Modern ve Klasik Hilyeler, seçme Tezhip örnekleri, Yazma Kuran-ı Kerimler, Minyatür, Çini, Naht, Kat’ı, Ebru ve Tesbihlerden oluşan Karma İslam Eserleri sergisi,  Ankara’da ilk kez düzenlenirken, Hattat Levent Karaduman tarafından yazılan ve Türk Hat sanatında bir ilk olan; Gubari stille yazılmış, Kuran-ı Kerim’in bütününü ihtiva eden 4.10 X 2.35 ölçüsündeki devasa eser de ilk kez sanatseverlerin beğenisine sunulmuş olacak.

Ankara Sanat Galerisi & Müzayedecilik Evi | Ankara Sanat Galerisi & Müzayedecilik Evi | Ankara Sanat Galerisi & Müzayedecilik Evi

Hititlerden, Frigyalılara, Lidyalılardan, Perslilere, Romalılardan, Selçuklulara, Osmanlılardan Türkiye Cumhuriyeti’ne…
Tarih öncesinden günümüze pek çok medeniyete ev sahipliği yapan Ankara, bugün ülkemizin başkenti olmasının yanı sıra, zengin tarihi ve kültürel mirasıyla da anlamlı bir merkezdir. Bu medeniyetler zincirinin birikimi ve sentezi ile beslenen modern Türkiye’nin sembolü başkent Ankara.

Ankara’nın bu kültürel serüveninde, bugün, İslam Sanatı eserlerini günümüze yeterince yansıtabildiğimiz söylenemez. Kamu veya özel sektör müzeciliği/ galericiliği bu alanı uzun süre ihmal etmiş, Ankara bu güzelliklerden büyük ölçüde mahrum kalmıştır. Bu tespitle yola çıkan Ankara Sanat Galerisi, Cumhuriyetimizin Başkentinde İslam Sanat Eserleri alanında yeni bir sayfa açıyor. İdealist, ticarî kaygıdan uzak, İslam Sanat Eserlerine layık bir misyonu Ankara’da üstlenmek amacını şiar
edinen Ankara Sanat Galerisi açılıyor. Ankara tarihinin en büyük karma Islam Eserleri Sergisi ile ilk adımı atıyoruz . Ankara Sanat Galerisi ve Müzayede Evinin açılışı vesilesi ile düzenlediğimiz; Osmanlı Padişah Fermanları, Eski
ve Yeni Hat Eserleri, Modern ve Klasik Hilye, seçme Tezhip örnekleri, Yazma Kur’ân-ı Kerimler, Minyatür, Çini, Naht, Kaat’ı, Ebru ve Tesbihlerden oluşan bu eşsiz sergiyi elinizdeki katalog ile sunmanın heyecan ve gururu içerisindeyiz.

Şöyle bir düşünsek, sabahleyin ofisimizin kapısını açtığımızda bizi yazısı, tezhibi ve çerçevesiyle muhteşem bir hilye-i şerîfe karşılıyor; odamıza geçiyoruz yine duvarda bir gül dalının ebrûya aksetmiş sureti bize gülümsüyor.

Çalışıyoruz, konuşuyoruz, ahbabla yârenlik ediyoruz. Bu arada çekmeceden çıkararak elimizde gezdirdiğimiz muhteşem işçilikli, imâmeli bir kehribar tesbih bütün sıkıntımızı alıyor ve bize bir iç ferahlığı veriyor!.. Zannediyorum böyle bir ortam insana –günümüz moda deyimiyle- elbette pozitif bir enerji verir. “Allah güzeldir ve güzelliği sever” hadisi bizler için ne güzel bir nasihattir!.. Güzel bir dünya inşa etmek, tek tek bu güzellikleri ihya etmek olmaz mı? Geleneksel sanatlarımız asırlar boyu insanlarımıza güzellikler sunmuş, güzel ve tılsımlı bir dünyanın kapılarını onlara açmıştır. Sanatın insan ruhunu incelttiği, kötülüklerden uzaklaştırdığı bilinen bir husustur.

Ord. Prof. Dr. A. Süheyl Ünver’i hepimiz biliriz. Kendisi bir tıp doktoru olmasına rağmen kültürümüz ve sanatımızın geniş yelpazesi ile ilgilenmiş, geride muazzam bir eser külliyatı ile arşiv bırakmıştır. Mesleği yanında bir dakikasını bile boş geçirmemiş, durmak bilmeden hayatını dolu dolu geçirmiştir. Onun bir sözü veya nasihati kulağımıza küpe olmalıdır: “Her insanın bir mesleği, olmalı bir de meşgalesi. O meşgale bütün bir kültürümüzdür”.

Uzun zamandır geleneksel sanatlarımız epey revaçta… İnsanlar sanatlarımızı tanımak istiyor. Kurslara, atölyelere, müzayedelere, müzelere giderek sanatlarımızı keşfediyorlar. Hüsn-i hat, Tesbih, Ebrû, Minyatür, Kaat’ı, Tezhib, Klasik Cild gibi sanatlarımız usta ellerde gençlerimize aktarılmaya çalışılıyor. Son yıllarda geleneksel sanatlarımızda eskiyi aratmayan güzellikte ve kalitede eserler ortaya konulmaktadır.

İşte tam bu noktada sanatlarımızın desteklenmesi, sanatkârlarımızı korunması, kollanması meselesi ortaya çıkmaktadır. Meşhur olmuş bir sözdür: “Marifet iltifata tabidir, müşterisiz meta zayidir” der Muallim Naci Müşterisiz meta zayidir.

Hüsn-i hat, yani güzel yazı; aslında sözün güzelinin güzel yazıyla yazıldığı levhaları ifade ediyor. Bazen Kur’an-ı Kerîm’den bir âyet-i kerîme, bazen uyarıcı bir hâdîs-i şerîf, bazen nasihat edici veya keyiflendirici bir söz veya Hz. Peygamber (sav)’i yazı anlatan levha olan Hilye-i Şerîfe levhası olarak karşımıza çıkıyor hüsn-i hat…

Artık günümüz genç hattatları birçok alanda olduğu gibi hüsn-i hat sahasında da çok yeni istiflerle karşımıza çıkmaktadırlar. Eskinin biteviye tekrarı değil e çok yeni ve renkli istiflerle hüsn-i hat levhaları özellikle Hilye-i Şerîfe levhaları bulunduğumuz mekânlara değer katıyor… Düşünün ki bulunduğunuz mekân böyle genç bir hattatın yeni ve yetkin bir istifiyle ve günümüzün artık XVIXVII. Yüzyılı bile aratmayan tezhibiyle süslenmiş ve size tebessüm ediyor!.. Bu durum herhalde günün stresini üzerinde taşıyan günümüz insanına büyük bir huzur verecektir.

Günümüz sanatkârları gerek yazı sanatında gerekse geleneksel sanatların diğer alanlarında çok yetkin eserler üretmektedirler. Yine geçmişin görkemli sanatı olan Tezhip de bugün altın çağını yaşamaktadır. Gelenekten kopmadan günümüzde yorumlanan yeni eserler insanı hayrete düşürecek güzellikte ve özelliktedir. Aynı şekilde Kaat’ı sanatında da yeni yeni tasarım ve teknikle insanı mest eden örneklere şahit olmaktayız. Tesbih sanatı günümüz tekniğiyle de hiç olmadığı kadar rağbet gören bir sanat olmuştur. Çok çeşitli malzemeden, Kuka, Fildişi, Pelesenk, Gül Ağacı, Gergedan Boynuzu, Kehribar ana maddesi ile ve yüksek işçilikle ve tasarımla üretilen tespihler meraklıların ellerinde keyfini sürüyor… Sanata desteğin bir yönü aslında sanatçıya destektir. Sanatsever insanlarımız, sanat eserlerine verdikleri değerlerle sadece sanata değil sanatçıya da değer verip onları da desteklemiş olmaktadırlar. Her iki durum da takdire değer hususlardır.

Aslında iddialı bir sözdür ama gerçeklik payı vardır: “Yaşadığın yeri göster, senin kim olduğunu söyleyeyim”. Güzel ve şık bir ev veya ofis düşünün ama içerisinde sanat adına hiçbir obje bulunmasın!.. Artık geleneksel sanatlarımızdan Hüsn-i Hat, tezhip, minyatür, Çini, Tesbih gibi geleneksel sanatlarımızda çok güzel eserler verilmektedir. Bunları temâşa etmek, bunlara sahip olmak herhalde büyük zevk ve görev olsa gerektir… Bunları temâşa etmek, bunları korumak ve gelecek nesillere taşımak herhalde büyük zevk ve görev olsa gerektir.

– Doç. Dr. Süleyman Berk

Ankara Sanat Galerisi & Müzayedecilik Evi | Ankara Sanat Galerisi & Müzayedecilik Evi | Ankara Sanat Galerisi & Müzayedecilik Evi

I am text block. Click edit button to change this text. Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit. Ut elit tellus, luctus nec ullamcorper mattis, pulvinar dapibus leo.

Ankara Sanat Galerisi & Müzayedecilik Evi | Ankara Sanat Galerisi & Müzayedecilik Evi | Ankara Sanat Galerisi & Müzayedecilik Evi

ESERLER