Müfessirler, Kur’an’ın engin denizleri andıran manalarına dalar, Kurra’lar onu en tatlı ve hoş nağmelerle okur, belâgatçılar yüksek âhenk ve fesâhatını meydana çıkarırken, hattatlar da onu en güzel şekilde yazmaya uğraşır, bu uğurda san’atın en yüksek maharetini sergilerler. Kutsal tebliği taşıyan harfler ve işaretler, nice san’at tenevvüüne mâkes olmuştur. Nakışlı hatla yazılmış Mushaflarda, tezhip san’atının parlayan bütün nefâsetini görmek mümkündür. Güzel san’atlar âşıklarının, hayran hayran seyrettikleri süslü ciltler içindeki eşsiz yazılar, müze ve kütüphane salonlarını tezyîn etmektedir. Tüm yazı nevileri, numuneleriyle nokta ve harekelerin geçirdiği safhalar, Mushaflarda çok âlâ görülmektedir. Dillerde dolaşan bir söz vardır: Kur’an-ı Kerîm Mekke’de indi, Mısır’da okundu, İstanbul’da yazıldı. Bu söz Türk hattatlarının hat sanatı vadisindeki üstünlüğünü göstermeye kâfidir. Türk hattatları yazıya en güzel ve mükemmel şeklini vermişler, pek san’atkârane Kur’an’lar yazmakta âdeta bir san’at yarışı içine girmişlerdir. Bugün şark ve garp kütüphanelerini süsleyen nice eserler, görenlerde hayranlık uyandırmaktadır. İçlerinde çeşitli hatla yazılmışlar, altın hatla yazılı Mushaflar, altın yaldızlı Mushaflar var, bunların ekserisi Türk hattâtlarının kaleminden çıkmıştır.

Ecdâdımız yüzyıllar boyu Kur’an-ı Kerîm’in bir noktası üzerinde düşünüp kafa yormuş, mükemmel tasarımlar gerçekleştirmiştir. Hat sanatında varılan bu zirveüzerinde düşünülmeli, verilen emeğin, gösterilen hürmetin seviyesi idrak edilerek geleneksel sanatlarımız bu dikkatle işlenmek suretiyle geleceğe taşınmalıdır. İşte bu sanatın gelecek halkalarını oluşturan büyük üstâdlarından biri de kadim Hat sanatını çok yüksek noktalara taşıyan, sayısız talebe yetiştirmiş ve hâlâ yetiştirmeye devam eden büyük hattat muhterem Hasan Çelebi’dir. Ankara Sanat Galerisi Hat sanatımızın yaşayan en büyük üstadı ve adını tarihe altın harflerle yazdıran hocalarından Hasan Çelebi Hoca ve talebelerinin eserlerinden oluşan bu sergiyi Ankaralı sanatseverlerimizin kalb ve göz zevkine sunmaktan onur duyar.

Osmanlı Hat Sanatı’nın yaşayan uluslararası sahada eserleri ve yetiştirdiği talebeleriyle en tanınmış temsilcisi olan Hasan Çelebi 1954 yılı sonbaharında 17 yaşında memleketi Erzurum’dan İstanbul’a Kur’an ve din ilimlerini tahsil etmek için geldi. Üsküdar’a yerleşti. Mihrimah Camii’nde müezzinlikle başlayan çalışma hayatı daha sonraki zamanlarda Şeyh Mehmet Nasuhi, Mirzazade Mehmet Said Efendi, Şeyh Devati camilerinde imam olarak sürdü. Bu vazifesi 1986 yılında emekli olana kadar Selamiali Camii’nde devam etti. İstanbul’a gelişinden on yıl sonra 1964 yılında bir bahar günü merhum Taşçı Yusuf Usta’nın atölyesinde Hocası Hattat Hamid Aytaç ile tanıştı. Aynı yılın Kasım ayında Hocasının rahle-i tedrisinde sülüs-nesih yazılarını meşke başladı ve Hocasının ömrünün sonuna kadar sürdü. 1966 yılında merhum Hattat bestekar Kemal Batanay’dan da talik yazı meşkine başladı. 1970 yılında Hamid Bey’den sülüs-nesih, 1981 yılında da Kemal Batanay’dan talik yazılardan icazetlerini aldı. 1976 yılında görev yaptığı Selamiali Camii’nde talebe yetiştirmeye başladı. 1984 yılında meşklerini tamamlamaya muvaffak olan ilk talebelerine icazet verdi. Bunlar merhum Berat Gülen, Muhlis Uslu ve ABD’den Muhammed Zekeriya’dır. 1974 yılında tarihi camilerdeki celi yazıları restore etmeye ve yeni inşa edilen camileri celi yazılarıyla donatmaya başlayıp günümüze kadar aynı aşk, şevk ve heyecanla çalışmalarına devam etti. Geçen 54 yıllık sanat hayatı boyunca dört kıtadan 70 küsur kendi yetiştirdiği, 100’den fazla da talebelerinin yetiştirdiği öğrencilerine sülüs-nesih, talik, divaniceli divani yazılardan icazet verdi. Aynı zamanda talebelerini bir baba şefkatiyle kucaklayıp onların manevi hâmisi oldu. Onların yurtiçinde ve yurt dışında 100’den fazla camiyi kubbe, kapı, kuşak, mihrap, çeharyar gibi ustası olduğu celi yazılarıyla nurlandırdı. Başta Hocası Hamid Bey’inki olmak üzere 20’den fazla mezar taşı, 10’dan fazla çeşme ve şadırvanların celi yazılarını yazdı. Başta Hilye-i Şerifeler olmak üzere her tür yazıdan sayısız levhaları evlerin duvarlarını süsledi. Devlet adamlarına tuğralar hazırladı. Yurt içinde yurt dışında şahsi ve kar-ma sergiler açtı. Başlangıcından itibaren ulusal ve uluslararası Hüsn-i hat yarışmalarında jüri üyelikleri yaptı. Kendisine yarım asırlık bu güzide sanata hizmetinden dolayı birçok ödüller verildi. Bunların en anlamlıları 2010 yılında UNESCO tarafından verilen Geleneksel Sanatlarda Yaşayan Hazine ödülü ile 2011 yılında TC Cumhurbaşkanlığı Sanata Hizmet Büyük Ödülüdür. Hasan Çelebi Hoca, dört çocuk ve 14 torun sahibidir.

Bu mukaddes hizmet etrafında bizi birleştiren Allah’a hamdü senalar olsun. Bu sanatların ilk mektebini kuran, hidayet rehberimiz ve medar-ı iftiharı varlığımız olan Rasulüne salât ü selam olsun. Beni kırmayıp bu sergiye iştirak  eden bütün arkadaşlara teşekkür eder, hayırlı ömürler, hayırlı vazifeler dilerim. Kıymetli talebelerim! Bu mübarek sanatla uğraşanlardan olduğunuz için meleklerle eşdaşsınız bunu unutmayın. Çünkü bütün melekler Allah’ın  emirlerini yazıyorlar siz de Allah’ın ayetlerini ve emirlerini yazıyorsunuz. Kendinizi o kadar basit görmeyin. Ahlakınızın ve yaşayışınızın meleklerle mutabık olmasına gayret ediniz. Ömrünüz oldukça kaleminizi elinizden bırakmayın. Sanatı sanat için yapın her yeni eseriniz bir öncekinin dununda (gerisinde) kalmasın. Yıllar sonra kendi eserinizi görüp te “Ben bunu böyle nasıl yazmışım?” diye hayıflanmayasınız. Aranızda ibrara mahal olmamalı. Biz bir aileyiz; ailedeki dargınlıklar, kırgınlıklar ve sert konuşmalar içeride kalmalıdır. Zaten birbirinize karşı bu tür davranışları kasten yapacağınıza ihtimal vermiyorum. Olur da böyle bir hal vukû bulursa bir an evvel onun telafisi yoluna gidip mektebimizdeki hiyerarşik sistemimizi bozmamalısınız. Hiyerarşik sistemden maksadım sizden sanat bakımından daha üstün olan arkadaşınızın, sizin yazmış olduğunuz eserlerinize yapmış olduğu tenkidi çekememezlik olarak almayıp bir ders olarak kabul etmenizdir. Bu sanatta yetişmenin yolu budur. Eğer tenkid olmazsa hiç kimse tecrübe kazanamaz. Tenkit, mutlaka her zaman insanı yetiştirir. Sizi tenkit edenler bu aileden ise bu sizin mahcup olmamanız içindir. Şunu unutmayın ki bu mahcubiyet yalnız sizin şahsınız için değil, hocanızdan tutun bütün bu aileyi içine alır. Yani bu ocaktan yetişmiş birisi tenkite uğrarsa bu bütün camiaya aittir. Bu idrak ve şuur içerisinde bu sanatı yürütmeye gayret edin. Başkasının tenkidine de mahal bırakmayın. Sizin en değerli eserlerinizin geride bıraktığınız talebeleriniz olduğunu aklınızdan çıkarmayın. Dualarım sizlerin İlelebed  muvaffakiyetleriniz içindir.
Hasan Çelebi

Ankara Sanat Galerisi & Müzayedecilik Evi | Ankara Sanat Galerisi & Müzayedecilik Evi | Ankara Sanat Galerisi & Müzayedecilik Evi

Ankara Sanat Galerisi & Müzayedecilik Evi | Ankara Sanat Galerisi & Müzayedecilik Evi | Ankara Sanat Galerisi & Müzayedecilik Evi

I am text block. Click edit button to change this text. Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit. Ut elit tellus, luctus nec ullamcorper mattis, pulvinar dapibus leo.

Ankara Sanat Galerisi & Müzayedecilik Evi | Ankara Sanat Galerisi & Müzayedecilik Evi | Ankara Sanat Galerisi & Müzayedecilik Evi

ESERLER